Birleşik Krallık Expat Rehberi: Ev Kiralama

Ev arama süreci henüz İngiltere’ye gelmeden başlanması gerektiğini düşündüğüm önemli bir konu zira önceki bahsettiğim konulara göre nispeten daha zorlu bir süreç olabilir. Ancak aşağıdaki adımlar işinizi epey kolaylaştıracaktır. Haydi başlayalım. Ev tutma sürecini dört adıma ayıralım:

  1. Kırmızı çizgilerimizin belirlenmesi
  2. Yaşanacak mahallenin belirlenmesi
  3. Ev ziyaretlerinin yapılması
  4. Teklif verilmesi ve evin tutulması

Özellikle Londra gibi yoğun şehirlerde kendi beklentilerimizi karşılayan bir ev bulmak kolay bir iş değil. Yine de göz korkutmaya gerek yok. Rightmove ve Zoopla gibi app’ler ile kriterlerine uygun evini aramaya gelmeden başlayabilirsiniz. En azından bölgeleri ve fiyat aralıklarını keşfetmek geldiğinizdeki beklentinizi şekillendirmek için oldukça önemli bir konu.

Şirketiniz ilk geldiğinizde kalacağınız evi bir şekilde karşılıyorsa merkeze yakın Westminster, SOHO, Kensington gibi bölgelerde geçici evinizi tutabilir bu sayede en azından ilk birkaç ayınızı biraz turist biraz yerleşik hayat tarzında Londra’yı keşfetmekle geçirebilirsiniz. Sonrasında muhtemelen şehir merkezinin biraz daha dışında veya daha sakin yerlerde zaten yaşayacaksınız. Bu nedenle özellikle ilk aylarda biraz Londra’nın tadını çıkarmak hiç de kötü fikir değil.

Eğer şirket ilk geldiğinizde kalacağınız geçici evinizi karşılamıyorsa iş başa düşüyor. Özellikle daha ekonomik harcamalar yapmayı tercih ediyorsanız airbnb üzerinden geçici evinizi/odanızı gelmeden önce erkenden tutmayı ihmal etmeyin. Burada otellere yönelmeyi çok tavsiye etmiyorum. Özellikle minimum birkaç haftadan başlayıp birkaç aya kadar süren bir zamandan bahsettiğimiz için mutfağı olan bir konaklama ayarlamanızı tavsiye ederim. Bu sayede evinizde yemek yapmaya başlayabilir ve her seferinde dışarıda yemek yeme zorunda kalmazsınız.

1. Kırmızı çizgilerimiz neler? Nasıl bir ev bakıyoruz?

Özellikle Londra’da ev tutma sürecine girdiyseniz. Yine planlı olmak hayatımızı çok kolaylaştıracak. Burada emlakçıklarla görüştünüzde size çok sık bir şekilde kırmızı çizgileriniz neler, deal-breaker’larınız neler gibi sorular sorulacak. Aslında onlar da sizin hayalinizde nasıl bir ev olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Bu nedenle nasıl bir ev tutmak istediğimizi bilmek işimizi çok kolaylaştıracak. Ben aşağıya hayalinizdeki eve götürecek birkaç örnek soruyu aşağıya bırakıyorum.

  • Eşyalı mı eşyasız mı bir ev istiyoruz?
  • Kaç odalı bir evde yaşamak istiyorsunuz?
  • Kaç banyo olmalı?
  • Apartman (flat) mı istiyoruz yoksa müstakil (house) bir ev mi?
  • İçi yenilenmiş olmalı mı? (Bu soruya cevap verirken Londra’da 100 yaşının üzerinde pek çok ev olabileceğini unutmayın)
  • Mutfak büyüklüğü sizin için ne kadar önemli?
  • Bulaşık makinesi olmalı mı?
  • Çamaşır makinesi evin içinde olmalı mı? Ortak alanda kullanılar çamaşır makineleri sizin için uygun mu?
  • Toplu taşımaya yakınlığı ne kadar önemli? (Haftada kaç gün ofise gideceğinize göre önemli bir konu haline gelebilir.)
  • Otopark olmalı mı?
  • Asansör olmalı mı?
  • Balkon olmalı mı?
  • Markete yakınlık uzaklık sizin için ne kadar önemli?
  • Her yerinde halıfleks olan bir ev sizin için uygun mudur?
  • Eşyalı mı eşyasız mı bir ev istiyoruz?
  • Hangi cephe olmalı? (İngiltere’de güneşli gün sayısının az olduğunu ve Aralık, Ocak ayları arasında günlerinin Türkiye’ye göre çok daha kısa olduğunu unutmayın.)
  • En çok ne kadar bütçe ayırabiliriz?

2. Ev tutacağımız bölgenin belirlenmesi

Hayalimizdeki evin nasıl olacağına karar verdikten sonra sıra geliyor bu evin bulunacağı mahalleyi veya bölgeyi bulmakta. Bu kısımda da dikkat etmemiz gereken konular tabii ki var.

Bölgenin belirlenmesi konusunda aile büyüklüğü önemli bir etken. Tek başımıza geliyorsak daha esnek olabilirken çocuğunuzla birlikte bu sürece giriyorsanız ve okul vb. ihtiyaçlar da varsa bölge daha önem arz edebilir. Londra’da Richmond, Kingston gibi bölgelerin okul söz konusu olduğunda daha çok ön plana çıktığını söylemeden geçmeyelim. Bu konuda beklentiler kişiden kişiye değişiklik gösterebilirken çocuğunuzun gideceği okulu ev kiralama sürecinde de mutlaka göz önünde bulundurun, derim.

Londra’da ev tutacaklar için bence ulaşım kolaylığı değerlendirilmesi gereken bir konu. Eğer işinize haftada 3-4 gün gitmeniz gerekiyorsa toplu taşımaya ve ofise yakınlığı sizin için önemli bir kriter olacak. Burada özellikle metro istasyonlarına yakın olması bir parça daha önem kazanıyor. Zira otobüs ile ulaşım, durak sayısı arttıkça zaman açısından öngörülebilir olmaktan çıkabiliyor. Ulaşım süreleri çok daha fazla uzayabiliyor. Eğer kendi aracınızla ofisinize gitmeyi planlıyorsanız özellikle hafta içi sabah saatlerinde trafik yoğunluğunu Google Maps üzerinden gözlemlemenizi tavsiye ederim.

Eğer sık seyahat etmiyorsanız ve ofisiniz şehrin dışındaysa, ofisinize yakın bir yerde ev tutmak daha mantıklı olabilir. Hafta sonu ulaşım daha ekonomik ve yoğunluk daha az olacaktır. Böylece Londra merkezini hafta sonu keşfederek bütçe dostu çözümler bulabilirsiniz. Bu, hafta içi ofis ile ev arası seyahatlerinizden de önemli ölçüde zaman tasarrufu etmenizi sağlayacak.

Bu yazımda mahalle ve bölge tavsiyesi konusuna pek girmek istemiyorum. Zira bu konu gerçekten kişinin beklentilerine ve hayat koşullarına göre çok değişkenlik gösterecektir. Sadece yeni taşınmış biri olarak ilk birkaç sene Londra’yı veya yaşayacağınız şehrin merkezini keşfetmenizin expat yaşamınızı daha keyifli hale getirebileceğini düşünüyorum. Evinizi tutacağınız bölgeye karar verirken bu konuya da bakın, derim.

Kendi kriterlerinizi belirledikten sonra mutlaka ev tutana kadar boş vakitlerinizi ev tutmayı planladığınız mahalleleri gezerek geçirin.

3. Ev ziyaretlerine başlıyoruz

Artık nasıl bir ev tutacağımızı, nasıl bir bölgede yaşamak istediğimizi biliyoruz. Şimdi sıra ev ziyaretlerinde. Rightmove veya Zoopla gibi uygulamalar üzerinden zaten ev bakmaya başlamıştık. Yine bu uygulamalar üzerinden görüşme talebi oluşturabilir ya da doğrudan emlakçıyı arayarak ev ziyaretlerine başlayabiliriz.

Emlakçıların çok büyük bir kısmı pazar günleri çalışmazken yine önemli bir kısmı cumartesi de çalışmıyor. Bu nedenle ev ziyaretleri için bazen hafta içi günlerinizi de kullanmanız gerekebilir. Önceden yöneticiniz ile görüşüp bu konuda size esnek olmasını isteyebilirsiniz.

Ev ziyaretlerine başladığınızda ne yazık ki evlerin fotoğraflarda görünenlerden daha iyi olmadığını fark edeceksiniz. Birkaç ziyaret sonrasında umutlarınız azalmasın. Hemen panik yapmaya gerek yok. Ev ziyareti yapmadan önce kendinize şu soruyu sorun: Bu ev fotoğraflara baktığınızda gerçekten hayalinizdeki bir yer mi? Yani beklentiniz şöyle olmasın. Ev fena değil belki gidip görürsek daha çok severiz. Muhtemelen sevmeyeceksiniz. Zamanınızı daha iyi kullanmak için ilk birkaç ziyaretten sonra gerçekten fotoğraflardan çok sevdiğiniz evleri ziyaret edin.

Ev ziyaretler genelde 10-15 dakika kadar sürecektir. Aradaki ulaşım süresini de planlayarak birkaç evi aynı günde ziyaret etmek oldukça mümkün.

Ziyarete gitmeden önce evle ilgili sormak istediğiniz soruların listesini önceden yapın. Fotoğraflarda göremediğiniz kısımlar varsa (çamaşır makinesi, utility room vs) bu kısımları mutlaka gördüğünüzden emin olun. Eski evlerin pek çoğunda her yer halı ile kaplı olacaktır. Eğer halı gözünüze eski gözüktüyse ev sahibinin değiştirmeyi düşünüp düşünmeyeceğini sorun. Yine ziyaret sırasında eskimiş, tamir edilmesi gereken şeyler varsa ev sahibinin bunun tamir ettirip ettirmeyeceğini sorun.

Bazen evler yarı eşyalı olarak kiralanıyor. Bu eşyalar hangileri. Eğer kullanmayı istemiyorsanız bu eşyaları ev sahibi kaldırabilir mi? Bu sorulardan bazılarını ev ziyaretine daha gitmeden emlakçınıza sorup cevap almaya çalışabilirsiniz. Onlar sizin evi mutlaka görmeniz konusunda ısrarcı olabilirler. Kırmızı çizgileriniz varsa bunu önden belirtmenizde fayda var. Vaktinizi boşa harcamayın.

Ev ziyaretlerinde pazarlık konusu da önemli. Kiralama süreçlerinin hızlı olduğu bölgelerde birkaç gün içinde evler kiraya verilebilirken daha yavaş olan bölgelerde pazarlık da bir opsiyon olabilir. Bazen bir nedenden ötürü hızlı giden markette kiraya verme süresi uzamış evler bulunabiliyor. Bu evler için özellikle pazarlık yapabilirsiniz. Bu konuda çekinmeyin. Emlakçınıza açık bir şekilde ev sahibinin kira konusunda indirim yapıp yapmayacağını sorabilirsiniz. Eğer ev uzun süre kiraya verilmediyse birkaç yüz pound indirim alabilirsiniz. Öte yandan talebin yüksek olduğu bir ev ise birkaç yüz pound fazla teklif vererek evi tutma şansınızı artırabilirsiniz.

Bu süreçte mevsimin de önemli bir etkisi olduğunu söylemeliyim. Özellikle noel döneminde insanlar evlerinden çıkmayı ve taşınmayı pek tercih etmiyorlar. Bu dönemlerde piyasaya çıkan ev sayısı az olurken bölgeye göre talep de düşük olabiliyor.

İlana çıkan pek çok ev o tarihten bir ay sonra için taşınmaya müsait olacaktır. Tüm yukarıdakileri düşündüğümüzde ev arama sürecine erkenden başlamak işlerimizi çok kolaylaştıracaktır.

4. Teklif verip evimizi tutuyoruz

Ev ziyaretlerimizi yaptıktan sonra içimize sinen evi nihayet bulduk. Artık hayalimizdeki eve çok yakınız. Teklif aşamasına geçtik. Bu aşamada evi ve bölgeyi ne kadar sevdiğimize göre ve emlakçıyla yaptığımız görüşmeler sonucunda en doğru teklifi vermemiz gerekiyor. Bu tutar bazen ilan fiyatının altında olabilirken bazen da ilan fiyatının üzerinde olabilir. Teklifimizi iletirken evin tamir edilmesi gereken neresi varsa ev sahibi tarafından eve taşınmadan önce tamir edilmesini istediğimizi belirtelim.

Eğer İngiltere’ye henüz yeni taşındıysanız burada maaş geçmişiniz olmadığı için sizden ek belgeler talep edilebilir. Bu nedenle işyerinizle yakın iletişimde olmakta fayda var. Muhtemelen maaşınızı belirten ve o iş yerinde çalıştığınızı kanıtlayan belgeler talep edilecektir. Bunları hızlı bir şekilde sağlayabileceğimizden emin olalım. Burada teklifinizi daha güçlü kılmak için önden 6-9 aylık kiranızı tek seferde ödemeyi teklif edebilirsiniz. Bu durum evi tutma şansınızı artırabilir veya daha iyi bir fiyat alabilirsiniz. Aynı zamanda burada maaş geçmişiniz olmadığı için önden ödeme yapmak ev sahibinizin size olan güvenini artırabilir.

Özellikle de Londra gibi emlak marketinin çok hızlı olduğu şehirlerde bizim teklifimizden daha iyi teklifler ev sahibine iletilmiş olabiliyor ve maalesef teklifimiz ret ile sonuçlanabiliyor. Merak etmeyin bu durum yalnızca sizin başınıza gelmedi. Kaldığınız yerden ev aramaya devam edin.

Teklifiniz kabul edildiyse tebrik ediyorum. Umarım bu rehber ev tutma yolculuğunuzda size yardımcı olmuştur. Sizin başınızdan farklı bir deneyim olduysa yorum olarak ekleyin lütfen. Diğer ziyaretçiler de sizin yorumlarınızdan faydalanabilir. Görüşmek üzere!

Taşınma süreci ile ilgili yazıma da buradan ulaşabilirsiniz.


Yorum bırakın